Doktor olmak için 10 neden

Bütün negatif baskılara, ücret kesintilerine ve belirsiz sağlık reformlarına rağmen birçok insan gizlice kulağıma şu soruyu fısıldadı, “Çocuğunuz tıbba gidecek mi?”

Önce kızarıp; yönetimdeki sorunları, halkın mesleğimize olan bakış açısının olumsuz yönde değiştiğini, eğitim bütçesini ve uzun çalışma saatlerini düşünerek “Tabii ki hayır” dememek için kendimi zor tuttum. Fakat bu gözlemler yüzeysel olmakla birlikte en iyi tanımlamalardı.

Çağrıyı aldığım zorlu bir haftanın sonrasında daha dikkatli bir analiz için düşüncelerimin derinliklerine indim ve durup, tıp mesleğini bize özel kılan ve hatta çılgıncasına hayat tarzımız haline gelmesine neyin neden olduğunu kendime sormaya değer buldum. Benim ve diğer meslektaşlarım için önemli olan noktaları bir liste haline getirdim.

10. Bağımsızlık – Kurallar, görev tanımlaması ile ilgili prosedürler ve hükümet politikaları ne olursa olsun, bir hastanın sağlığı ile ilgili durumlarda, her zaman hasta ile doktor arasındaki birebir iletişim iyileşmeyi sağlama açısından önemlidir.

9. Saygı – Toplumumuzda halen “Tıp Doktoru” etiketi ağırlığını korumaktadır. Bu saygıyla birlikte kayda değer bir moral artışı söz konusudur.

8. Esneklik – İnsanlarla birebir iletişime adapte olamayan kişiler için (özellikle klinik çalışmalarında) tıp doktoru veya osteopati doktorluğu ile birlikte kamu düzeni içerisinde sayısız fırsatlar vardır, araştırma, temel bilimler, tıp bültenciliği, konsültasyon, vs. Bu seçeneklerin esnekliği, doktorlar için iş güvenliği sağlar.

7. Çeşitlilik – Uzun zamandır tıp alanında çalışmama rağmen henüz 2 gün üst üste benzer vaka veya birbirine benzeyen 2 hasta göremedim. Hiç. Dip not: Tıp asla sıkıcı değildir.

6. Etkileyicilik – Doktorlar önemlidir. İnsanlar bunu bilir. Fakat kokteyl partilerinde köşeye sıkıştırılmak için kendini hazırlasan iyi olur.

5. Mükafat – Hastalandıklarında veya yaralandıklarında, erkek ya da kadın fark etmez, insanlara yardımcı olabilmekten daha büyük bir şey düşünemiyorum. Ayrıca uçakta baygınlık geçiren bir hastayla ilgilenmeniz de arada sırada birinci sınıfta yolculuk etmenizi sağlayabilir.

4. Güven – Smith Barney’ nin dediği gibi, bir hastanın güvenini ve itimadını “kazanmak” zorundasınız, ki, bu aranızdaki bağı güçlendirir. Sahip olduğunuz doktor kimliği ile hastaların en büyük endişelerini öğrenmek için, onların hayatlarının en gizli bölümlerine inersiniz. Bu çok büyük bir ayrıcalıktır.

3. Tevazu – Bütün her şeyi bilemeyeceğiniz ve tedavi edemeyeceğinizi bildiğiniz andan itibaren, tıp sizi tevazu sahibi kılar. Mesleğimizin hem iyi hem de kötü yanı burada yatar: Öğrenme asla son bulmaz.

2. Etkileyicilik – Her gün hayal edilebilecek en üstün teknoloji ile çalışırız. İşin harika olan kısmı, bu hiç bitmez: iskemik hale gelmiş bağırsağı çıkarmak için karnın içine giren, zatürreyi tedavi için antibiyotik yazan ya da taşikardi nedeniyle bütün yaşamı etkilenen bir hastanın geçmişi ile ilgilenen bir doktora sorun. Hatta bel bölgesinde cildini 15 neşter ile keserken, rahat bir biçimde hastanın torunlarının lokal anestezi uzmanına kalp pili implantı sırasındaki performansı için teşekkür ettiklerini dinlemek kadar basit bir şey olsa bile, modern tıbbın bütün harikaları size her gün hatırlatılır.

1. Takım çalışması – Tıp, tanım olarak, takım sporudur. Hiçbir doktor, yaptıklarımızın hepsini tek başına yapamaz. “Tıp kulübümüz”, ön koşullar göze alındığında zorludur ancak hastaların muayene ve sıkıntılarını topluca paylaşabildiğimiz bir meslektir. Hep beraber kazanır ya da kaybederiz. Doktorlar, hemşireler, teknisyenler, yöneticiler, büro çalışanları, güvenlik personeli veya temizlik işçileri olarak ana hedefimiz olan hastalarımızın tedavisi ve bakımı için çalışırız ve başarıya ulaştığımızda, hiçbir şey bu kadar rahatlık verici olamaz.

*Bu blogun orjinali Dr. Wes tarafından yayınlanmıştır Dr. Wes*